Toplantı ve gösteri yaptırmama yönetmeliği – Av. Sercan Aran

İç güvenlik paketi ile toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa ilişkin, geçtiğimiz günlerde de kanunun nasıl uygulanacağının düzenlendiği yönetmelikte bir kısım değişiklikler yapıldı;

Bu yazıda değişikleri kısaca değerlendireceğiz;

  • Yönetmeliğin 2. maddesinde yapılan değişiklik ile ifade hakkı, toplantı ve gösteri yürüyüşü hürriyetimizi engelleyen kişilerin “genel kolluk kuvvetleri, irtibat kurulu, yetkili kolluk amiri” olacağını öğrenmiş olduk. Yine yönetmeliğin 17. maddesinde yapılan değişiklik ile hayatımıza bir de “asayiş hareket merkezi” girdi. Bu merkez askeri birliklerden yardım istenmesi halinde “yardıma gelecek” olan askeri birliklerin organizasyonunu yapacak.
  • Yönetmeliğin 9. maddesinde yapılan değişiklik ile kanunda olmayan bir konu düzenlendi. Mevzuata göre bir miting yapılacağında yedi kişiden oluşan, mitingin güvenliği ve sağlıklı yürümesini organize edecek bir “düzenleme kurulu” kurulur. Değişiklik ile yetkili kolluk amirince talep edilmesi halinde düzenleme kurulu “halkı suç işlemeye özendirici konuşmaları önleyecek”. Buradaki sorun bir konuşmanın içeriğinin halkı suç işlemeye özendirici olup olmayacağına amirin karar vermesi. AKP’yi eleştirmenin bile tutuklanma sebebi sayıldığı mevcut düzlemde; mitingleri yapılamaz hale getirme, miting bir şekilde başlasa bile amirlerin yapılacak her konuşmayı kesmek için talimat verebileceğini düşünmek zor değil.
  • Yönetmeliğin 16. maddesinde yapılan değişiklik ile zaten her eylemde polisin zor aygıtı olarak kullandığı basınçlı/boyalı su mevzuata girdi ve yasal bir kılıf uydurulmuş oldu.
  • Yönetmeliğin 24. maddesinde yapılan değişiklik ile düzenleme kurulunun yaptığı miting başvurularının ertelenmesi/yasaklanması halinde erteleme veya yasaklama kararını posta memuru yerine; hukuk veya yazı işlerindeki memurlar ile “acil hallerde de” kolluk tebliğ edebilecek.
  • Yönetmeliğin 25. maddesinde yapılan değişiklik ile vali “kamu düzenini ve güvenliğini” veya “kişilerin can ve mal emniyetini” sağlamak amacıyla bütün kamu kurum ve kuruluşlarının itfaiye, ambulans, çekici, iş makinası, ve diğer araçlardan yaralanabilir. Kamu kurum ve kuruluşları, valinin bu konudaki talimatını yerine getirmek zorunda. Yani valinin bir talimatı ile kanuna aykırı emri yerine getirmemek zorunda olan kamu görevlileri; yerine getirilmesi Anayasa aykırı ve Ceza Kanunu’na göre suç olan, kanunsuz emri yerine getirmek zorunda.

Özetlersek;

  • Temel hak ve hürriyetlerimizden olan ifade hakkı, toplantı ve gösteri yürüyüşü hürriyetini devlet aygıtı içerisinde kimin gasp edeceğini biliyoruz.
  • Mitinglerin hiçbir şekilde yaptırılmama, yapılacak mitinglerde kolluk amiri ile miting düzenleme kurulu arasında çıkan tartışmaların arasına “bu konuşma halkı suç işlemeye özendiriyor – özendirmiyor” tartışması eklendi.
  • Basınçlı ve boyalı su ilk defa bir mevzuata ismen girdi ve artık “kanuni” basınçlı veya boyalı su yiyeceğiz.
  • Mitinge bir yasak geldiğinde, yasaklama kararını mahalle postacısı değil, polis getirecek.
  • TOMA ve akrep araçlarının yanı sıra, iş makinaları ve başkaca kamu araçları da eylemlerde bize müdahale edebilecek.(Poma’ya ve Davulcu Vedat’a rakip çıktı.) Ayrıca TOMA’lara su vermeyen belediyeler TOMA’lara su vermek zorunda bırakılacak.

 Sonuç niyetine; yönetmelik ile 80 darbesi döneminde insanların ifade hakkının toplu kullanımını yok etmek (kısıtlamak kelimesi burada hafif kalacağı için yok etmek tabiri tercih edilmiştir) için çıkardığı 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu aslında bir toplantının nasıl yapılacağını değil, nasıl engelleneceğini düzenlemektedir. Özellikle bu dönemde sokağı daha fazla denetleme kaygısında olan AKP yönetmeliği yasaya uygun hale getirmiştir. Zaten alanlarda, meydanlarda, sokaklarda her zaman yaşadığımız faşizm ve hukuksuzluklara hukuki kılıf uydurulmuştur.

Her ne kadar medyada 90’lı yıllara dönüş yasası çıktı, sopa, lastik çubuk, bilye ve sapan, havai fişek, molotof ateşli silah oldu, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı alanlar sınırlandırılacak, toplantı ve gösteri yürüyüşleri ertelenip, yasaklanabilecek gibi haberler ile yönetmelikteki değişiklikler sanki şimdi getirilmiş gibi yansıtılsa da;

  • Sopa, lastik çubuk, 30.07.1998 tarihinden beri yasak,
  • Zaten yasak olan bilye ve sapan gibi öz savunma araçları iç güvenlik yasasının çıkarıldığı 27.03.2015 tarihi ile kanunlaşmış oldu,
  • Toplantı ve gösteri yürüyüşleri vali kararı ile AKP’den önce iki ayı aşmamak üzere ertelenip, yasaklanabiliyorken, AKP’nin iktidara geldiği 30.07.2003 tarihinden beri bir ayı aşmamak üzere ertelenip, yasaklanabilir.
  • Yönetmeliğe yeni gibi girmiş görünse de aslında 02.03.2014 tarihinde 2911 sayılı yasada yapılan değişiklik ile meclis grubu bulunan siyasi partilerin, belediye başkanlarının, en çok üyeye sahip üç sendikanın, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının (Örn: TMMOB, TTB) “görüşü” alınarak toplantı gösteri yürüyüşü alanları belirlenecek. Bu durum AİHM’in Taksim Meydanı ile ilgili verdiği kararda da çok olduğu üzere Anayasa’ya açıkça aykırı. 02.03.2014 tarihinde getirilen kanun değişikliği ile siyasi partilerden, sendikalardan, meslek kuruluşlarından görüş almak ise tamamen göz boyama, sonuçta verilen görüşün bir bağlayıcılığı yok. Vali veya kaymakam dilediği gibi toplantı ve gösteri yürüyüşü alanı belirleyebilecek. (02.03.2014 tarihli bu hüküm yeni yönetmeliğe 05.08.2015 tarihinde aynen alınmış oldu.)

İktidarı sarsılan AKP halka karşı kullandığı savaş aygıtlarını güçlendiriyor. Seçimlerden sonra gayrimeşru hükümeti ile ülkeyi yönetmeye çalışan AKP yasasıyla, yönetmeliğiyle halka karşı başlattığı savaşta elini güçlendirmeye devam ediyor. Bizler bu faşist uygulamalarla yıllardır hukuken ve fiilen mücadele ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz. Yasalarıyla, yönetmelikleriyle halka savaş açan bu iktidarı tarihin çöplüğüne göndereceğiz.

Av. Sercan ARAN

Bu yazı, 28.08.2015 tarihinde Sendika.org sitesinde yayımlanmış ve oradan alınmıştır.