Hukuk devletinden polis devletine, yargının kuklalaştırılması veya ‘makul şüphe’ yasası – Av. Sercan Aran

17 Aralık Yolsuzluk operasyonun yıldönümünde Ceza Hukukuna ilişkin usullerde cemaat ile AKP arasındaki savaşta, AKP yeni bir hamle yaparak bir takım kanuni değişikler yaptı. Ne tesadüftür ki kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği 12 Aralık tarihinden iki gün sonra cemaate karşı bir operasyon başlatıldı. Bu değişiklikler sadece “cemaate yönelik değişiklikler” algısı içerisinde değerlendirilmemelidir. Geçtiğimiz yıllarda birçoğumuz yasal kitaplara el konulmasına, haksız ev aramalarına, telefonların dinlemelerine maruz kaldık ve belki şu anda bile kalıyoruzdur. Bu haksızlara gerekçe olarak her seferinde kanunda ki “makul şüphe”[1] önümüze konulur, sendikaların sivil toplum örgütlerinin çağrısıyla katıldığımız etkinlikler basın açıklamaları delil olarak gösterilir, hukuksuz operasyonlara ve telefon dinlemelerine maruz kalırdık. Ancak tarihler 17 Aralık 2013’ü gösterdiğinde AKP’deki yolsuzluklar artık yargı eliyle ayyuka çıkarıldı, onlarca ses kaydı yayınlandı. Bu ses kayıtları bize sadece yolsuzlukları değil; basına yapılan baskıları, ihalelerin yandaşlara nasıl verildiğini ve AKP’nin karanlık yüzünü nasıl işlettiğini göstermişti.

“Somut delillere dayanan kuvvetli şüphe”den “makul şüphe”ye dönüş  

Ardından hükümet ortaya saçılan hukuksuzları örtbas etmek, ismi geçen yandaşlarını, oğullarını, bakanlarını kurtarmak için bir kanun değişikliğine imza attı. Çünkü bu hukuksuzların ortaya çıkaran soruşturma “makul şüphe” olduğu için başlatılmıştı. 2014 yılının şubat ayında yapılan değişiklik ile makul şüphe yerine “somut delillere dayanan kuvvetli şüphe”[2] kavramı getirildi ve o tarihten sonra yapılacak yeni operasyonların önü kesilmek istendi buna “vatandaşlar haksız operasyonlara maruz kalıyor çokça şikâyet alıyoruz, insanların özgürlük alanlarını arttırıyoruz” gerekçesiyle farklı bir kılıf hazırlamış oldular. Daha sonrasında yolsuzluk operasyonun ile birlikte yürütülen soruşturma dosyası “suç unsurları oluşmadığı, elde edilen delillerin kanuna aykırı olduğu “ gibi gerekçelerle kapatıldı ve cemaatin “inine girmek” için operasyonlar başlatıldı. Kendine yapılan operasyon sonucu Cemaate bilenen AKP, kendini kurtarmak adına yaptığı kanun değişikliklerinin kendi önünü tıkadığını gördü ve tarih 17 Aralık operasyonunun yıldönümünü gösterdiğinde yeniden bir kanun değişikliği yaptı ve “vatandaşın özgürlüklerini arttırıyoruz” söylemiyle kaldırdığı “makul şüphe” kavramını “zaten eskiden böyleydi, eskiye dönüyoruz” söylemiyle yeniden getirdi.

Hedefteki suç ve suçluya göre yapboz yasa

Yolsuzluk operasyonunda yargılananların temel suçlandığı suç “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçu idi. Operasyonun ardından yapılan değişiklik ile el koyma, teknik araçlarla izleme, dinleme ve bunları kayıt altına alabilme işlemleri yapılabilecek suçlar arasından “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” çıkarıldı. AKP’nin kendini kurtarma hamlelerinden biri de buydu. Ancak cemaate karşı söylemi “paralel devlet” olan AKP cemaati kendi hükümetlerini devirmeye çalışmak, devlet içinde devlet kurmak, anayasal düzeni değiştirmeye çalışmak ve darbe yapmakla suçluyordu ve el koyma, teknik araçlarla izleme, dinleme ve bunları kayıt altına alabilme işlemleri her suç için değil kanunda sayılan belirli suçlar için yapılabiliyordu. AKP “suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu” nu kanun kapsamından çıkarmıştı, kendisine ve yandaşlarına yapılacak yeni operasyonların önünü açmamak için bu suçu tekrar kanun kapsamına almadı ancak “Devletin bütünlüğünü ve birliğini bozmak suçu” ve “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar”ı kanun metnine ekleyerek cemaat mensuplarını “hükümete darbe yapmaktan” dolayı suçlayabilecek bu gerekçeyle de taşınmaz, hak ve alacaklarına el koyabilecek, teknik araçlarla izleme, dinleme ve bunları kayıt altına alma işlemi yapabilir hale geldi.

Müdafinin dosyayı inceleme ve örnek almasına yeniden kısıtlama

Bir diğer değişiklikte biz avukatların savcılık soruşturması aşamasında bir duvar misali önümüzde duran “soruşturma dosyasını inceleme hakkımızın kısıtlanması” konusunda yapıldı. Yolsuzluk operasyonu öncesi savcı avukatın dosyayı incelemesi “soruşturmanın güvenliğini tehlikeye sokacak” ise hakimden avukatların dosyayı inceleyememesi için kısıtlama kararı çıkarttırabiliyordu. Yolsuzluk operasyonundan sonra yapılan değişiklik ile avukatların dosyayı inceleyebilmesinin önündeki engel kaldırıldı avukat tüm soruşturma dosyalarını inceleme hak ve yetkisine sahip oldu. Ancak yolsuzluk soruşturmasının üstü kapatılır kapatılmaz bu yasak tekrar getirildi.

Kanunlar toplum içindir ve toplum yararı için yapılır. Hukuk rejimin yeniden inşasının, iktidar odaklarının, sermaye kesimlerinin ve elbette muhaliflerin tasfiyesi sürecinin etkin bir aracı olarak işlevlendirilmeye devam ediyor. Ancak görüldüğü üzere AKP hükümeti kanunlar kendi çıkarlarına ters düştüğü zaman değiştiriyor, aynı kanunlar yoluna taş koyduğu zaman yine değiştiriyor.

Sürekli yapılan değişiklikler gerçek bir hukuk devletinden bizi uzaklaştırmakta, insan hak ve özgürlüklerinin hukuk eliyle korunamayacağını göstermekte, kırıntıları kalan adalete güveni temelinden sarsmaktadır. Zira demokratik hukuk kurallarını içerir bir yasa değişikliği beklentisi artık hiç birimizde kalmamış durumdadır. AKP hükümetinin yargının üzerinden elini çekmediği, yargı ile bir kukla gibi oynadığı bir süreç yaşamaktayız. Bugün cemaate yönelik bir operasyon üzerinden tartışılan yasa değişikliğinin “ezeli” “makul şüpheli” halka, emekçilere, yoksullara, kadınlara yöneleceğini tahmin etmek çok da zor olmasa gerek.

5 SORUDA CEZA YARGILAMASINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

1- Arama kararı verilmesi kolaylaştı mı?

6572 sayılı Kanunun 40. maddesi ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun, “Şüpheli veya Sanıkla İlgili Arama” başlıklı 116. maddesinde yapılan değişiklikle: “yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda somut delillere dayalı kuvvetli şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir” ifadesindeki “somut delillere dayalı kuvvetli” ibaresi, “makul” olarak değiştirilmiştir.

2- Elkoymanın kararı verilebilecek suçların kapsamı genişletildi mi?

6572 sayılı Kanunun 41. maddesi ile CMK 128. maddede düzenlenen “Taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma”nın kapsamı genişletilerek ve TCK’da “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” başlığında sayılan; “anayasayı ihlal”, “yasama organına karşı suç”, “hükümete karşı suç”, “hükümete karşı silahlı isyan”, “silahlı örgüt”, “silah sağlama” ve “suç için anlaşma” soruşturmalarında da el koyma kararı verilebilmesi öngörülmüştür.

3- Telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti kolaylaştırıldı mı?

6572 sayılı Kanunun 42. maddesi ile şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespitinin; soruşturma aşamasında hâkim, kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılacağı öngörülmüş ve başkaca delil elde edilememesi şartına bağlı olmaktan çıkarılmıştır. Ayrıca CMK 135’te yer alan katalog suçlara “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” ile “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar” eklenmiştir.

4- “Teknik araçlarla izleme”nin kapsamı genişletildi mi?

6572 sayılı Kanunun 43. maddesi ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Teknik araçlarla izleme” başlıklı 140. maddesinde yer alan katalog suçlara, “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” ile “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar” eklenmiştir.

5- Müdafinin dosya incelemesine kısıtlama getirildi mi?

6572 sayılı Kanunun 44. maddesi ile Müdafinin soruşturma dosyasının içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek almasına kısıtlama getirilmiştir. Müdafinin dosyanın içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alma yetkisi soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecekse savcının istemiyle hâkim kararıyla kısıtlanabilecektir. Bu kısıtlama ancak; “TCK’da düzenlenen kasten öldürme, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, 6136 sayılı Kanunda düzenlenen silah kaçakçılığı, 5411 sayılı Kanunda düzenlenen zimmet ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunda düzenlenen suçlar” hakkındaki soruşturmalarda geçerli olacaktır.

Av. Sercan ARAN

[1] Makul Şüphe: hayatın akışına göre somut olaylar karşısında genellikle duyulan şüphedir. Ancak bu kavramı AKP ideoloji ile birlikte düşündüğümüzde AKP’ye muhalif herkes olağan bir makul şüphelidir.

[2] Kuvvetli Şüphe: eldeki deliller, bu delillerin neden sonuç, illiyet bağı ve şüpheli, sanıkla ilgisi, kişinin bu suçu işlediği yönünde kanaat oluşturuyorsa, işlediği bu suç nedeniyle cezalandırılması, beraat etmesine göre kuvvetle muhtemel olması halinde mevcut olan şüphe.

 

Bu yazı, 17.12.2014 tarihinde Sendika.org sitesinde yayımlanmış ve oradan alınmıştır.