Ethem Sarısülük davasında karar: İnsan öldürmenin cezası 10 bin lira

1 Haziran 2013’te Ankara’da Gezi isyanına destek eylemlerinde Ethem Sarısülük’ü ateş ederek öldüren polis Ahmet Şahbaz’ın yargılandığı davada karar açıklandı. Sanık müdafii “Ahmet Şahbaz’ı cezalandırırsak kolluk kuvvetlerimiz kendi güvenliğini sağlayamaz” dediği duruşmada mahkeme Şahbaz’a verilen 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezasını 10.100 TL para cezasına çevirdi

Haziran İsyanı’nda polis kurşunuyla yaşamını yitiren Ethem Sarısülük’ün katili, polis Ahmet Şahbaz’ın yargılandığı davanın karar duruşması Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Sanık müdafiinin“Ahmet Şahbaz’ı cezalandırırsak kolluk kuvvetlerimiz kendi güvenliğini sağlayamaz” dediği duruşmada mahkeme Şahbaz’a verilen 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezasını 10.100 TL para cezasına çevirdi.

Duruşma sırasında sanık müdafi, “Son bir hafta içinde 50 güvenlik görevlimiz öldürüldü. Eğer biz kolluk kuvvetlerimize meşru müdafaa hakkı tanımaz, Ahmet Şahbaz’ı cezalandırırsak kolluk kuvvetlerimiz kendi güvenliğini sağlayamaz” şeklinde savunma yaptı.

“Size de sıra gelecek”

Mahkemenin Şahbaz’ı ödüllendirircesine, işlediği cinayet karşısında 10 bin TL ile “cezalandırmasına”, Ethem’in annesi Sayfı Sarısülük ve Berkin Elvan’ın annesi Gülsün Elvan tepki gösterdi.

Duruşma salonunda çıkarken koridorda feryat ederek ilerleyen Sarısülük ve Elvan’ın yanından geçen kadın bir polis memuru “Size de sıra gelecek” diye seslendi. Tepkiler üzerine kadın polis memuru uzaklaştırılırken, avukatlar bu sözlü tacizle ilgili suç duyurusunda bulundu.

Karara itiraz edilecek

Mahkeme çıkışında karara tepki gösteren avukatlar, adaletin olmadığının bir kez daha kanıtlandığını vurgulayarak, karara itiraz edeceklerini ve hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdüreceklerini belirtti.

Daha önce 6. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılan Şahbaz, Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’nin kararı usulen bozması ile tahliye edilmiş ve dava “güvenlik” gerekçesiyle Aksaray’a taşınmıştı.

Konuyla ilgili Sendika.org’a değerlendirmelerde bulunan Halkevleri Hukuk Dairesi’nden Av. Deniz Özbilgin:

Ethem Sarısülük cinayetini başından bir bütün olarak ele alırsak zaten kendi çevik kuvvet birimi ve amirleri ile başlayarak, devamında Ankara Emniyet Müdürlüğü işlemleri ve hatta Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tavrı ile cinayetin örtbas edilmesi ve faili meçhuller silsilesine bir yeni isim eklenmesi için gösterilen çabayı da görürüz.

Öncelikle görev yaptığı birimde bir yurttaşın silahla vurulduğuna dair 1 Haziran tarihli tutanak tutulmuş olması ve bu tutanakta tetiği çeken elin sahibi Ahmet Şahbaz’ın da imzasının olması, bu tutanağa rağmen 24 Haziran’a dek katilin isminin savcılığa verilmemesi bu süre içerisinde delilleri mümkün olduğunca karartma yönünde bir çabayı ortaya koyuyordu.

Tesadüfen kayıtta olan bir kamera sayesinde cinayeti işleyenin Şahbaz olduğunun açığa çıkmasından sonra bile, savcılığın sanığı kaçırma ve ifade almama çabası açıktı. Duruşmaya dahi kimliğini gizleyerek peruk ve gözlükle gelen katile karşı Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin basiretsiz tutumu, nihayet ceza vemeye elinin gitmediği bir dosyadan kaçmak için güvenlik sorununu bahane etmeye kadar vardı.

Yargıtay’ın başkent adliyesini güvensiz bulması ise dosyayı kamuoyundan kaçırma çabasının yüksek ayağı oldu. Bu bütünlüklü tavır bir devlet geleneğinin, cezasızlığın uygulamadaki karşılığıydı.

Tarihimiz, kolluk tarafından işlenen işkence ve cinayet suçlarında cezasızlık örnekleri ile dolu. Yerleşik uygulama halini alan cezasızlık artık sanık katillerin ya da avukatlarının savunma diline dahi yansıdı.

Sanık katilin avukatı da “müvekkile ceza verilirse polis işini yapamaz” savunmasını duruşma zaptına geçirerek, cezasızlık aracı haline getirilen dava dosyasına silinmez bir iz bırakmıştır. Malumun ilamı olan bu beyan; her usulsüzlüğün açıkça, utanmazca yapıldığı AKP döneminde devlet mermisiyle işlenen bir cinayette sanığın yargıya duyduğu korunma ve kollanma güveninin göstergesidir.

dedi.

toplumsalhukuk