15 dakikayla sarsılan hayatlar – M. Önder Tekin* (Cumhuriyet)

YGS’ye giren adayın sınavın başlamasına 15 dakika kala sınavın güvenliğini tehlikeye düşüren bir eyleminin bulunup bulunmadığına yönelik bir tespit bulunmadan, bir yıllık emeğinin boşa gitmesi, sınavın eşitlik ilkesi içinde yapılması amacına uygun düşmüyor

İki milyonu aşkın gencin ve ailelerinin, aylardır heyecanla bekledikleri Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) Pazar günü yapıldı. Sınavın başlamasından 15 dakika öncesinden itibaren sınav binalarına alınmayan gençlerin yaşadıkları üzüntü ve hayal kırıklığının haber ve görüntüleri medyada yer aldı. Onca yıllık emeklerinin boşa gittiğini düşünen adayların görevlilerden yardım çabaları karşılık bulmadı.

YGS başta olmak üzere Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM) tarafından yapılan merkezi sınavların sorularının çalındığına dair bilgiler kamuoyunun malumu. 6114 sayılı Kanunun 3. maddesiyle sınav hizmetlerinin tüm aşamalarında gerekli güvenlik tedbirlerini almakla yükümlü kılınan ÖSYM’ce, sınavların güvenli bir şekilde yapılması için her yıl farklı tedbirler deneniyor.

Bu yıl denenen yeni tedbirler kapsamında, sınavın başlamasına 15 dakika kalmasından itibaren adayların sınav binalarına alınmayacağı duyuruldu ve uygulandı.

Daha önceki kararlar

Bu yılki uygulamaya dair düzenlemeler, Adayların ve Sınav Görevlilerinin Sınav Binalarına Giriş Koşullarına İlişkin Yönetmelik ve 2017 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) Kılavuzu’nun ilgili hükümleriydi.
Sınavın başlama saatinden 15 dakika öncesine kadar gelmeyen adayların sınav binalarına alınmamalarına dair getirilen bu düzenleme ve uygulamanın, daha önce sınav güvenliğini sağlamak amacıyla alınan tedbirler ve uygulamalara yönelik açılan davalarda verilen kararlar bağlamında değerlendirilmesi yararlı olacak.
6114 sayılı kanunla ülkemizdeki pek çok sınavı yapmakla görevlendirilen ve bu konuda uzmanlaşmış olan ÖSYM, sınavların sağlıklı, objektif ve güvenli bir biçimde yapılması konusunda her türlü önlemi alma ve düzenleme yetkisine sahip.

İdareye tanınan bu yetkinin nihai amacı, sınavın objektif geçmesini sağlamak, sınava katılanların eşit şartlarda yarışmalarını sağlamak ve kimsenin hak ettiği puandan fazlasını almasına izin vermemektir. Sınava katılanların bilgi ve emeklerinin dışında -kopya, soru çalma gibi- başka yollarla sonuca gitmesini önleyecek yol ve yöntemler ile aksine davranışların önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlerin de ölçülü olması gerekir. Alınan tedbirlerin yeni mağduriyetlere, eşitsizliklere yol açmaması da gerekir.

Ölçülülük ilkesi

Kanun koyucu ve idareler, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşur. Bir kurala uyulması nedeniyle kanun koyucu veya idareler tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da “ölçülülük ilkesi” gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur.

Sınavın objektif ve güvenli bir şekilde yapılması amacıyla alınan tedbirlerden bireysel olarak etkilenen kişilerin açtığı davalar neticesinde yargının bu konudaki yaklaşımına da bakmakta fayda var. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, avukatlık kimliğinin ÖSYM tarafından yapılan sınavlarda geçerli kimlik olarak kabul edilmemesi işlemi ile bu konudaki duyurunun iptali istemiyle açılan davada, 27.04.2015 günlü, E:2015/1245, K:2015/1614 sayılı kararıyla sınavın güvenlik ve yeknesaklığını sağlamak amacıyla, sınava girişte özel kimlik belgesi olarak nüfus cüzdanı ve pasaportun geçerli belge sayılmasında hukuka aykırılık bulunmadığından, işlemlerin iptaline dair Daire kararının bozulmasına karar vermişti. Yine yasak olduğu halde cep telefonu ile Orta Öğretime Geçiş Sınavına katılan öğrencinin bir dersinin geçersiz sayılması işleminin iptali istemiyle açtığı davada, sınavın sonucunun objektif olarak değerlendirilmesini engellediğinden, işlemin iptaline dair mahkeme kararının bozulmasına karar verildi.

Danıştay ne demişti?

Bununla birlikte yasak olduğu halde, sınava çanta, saat, künye, sigara paketi, cüzdan gibi eşyalarıyla giren adayların sınavlarının geçersiz sayılmasına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda ise bu eşyalar ile sınava girme dışında, bunların davacılara avantaj sağladığına, olumlu bir katkısının olduğuna dair bir belirleme bulunmadan, yasak eşya ile sınava girilmiş olmasından hareketle sınavın geçersiz sayılmasına dair işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığına dair Danıştay 10. Dairesi’nin E:2016/3323, 12. Daire’ nin E:2014/10560, E:2016/1749, E:2015/2540, E:5360, E:2016/9059 sayılı kararları bulunuyor.

Yargı, bu konuda her olaya göre değerlendirme yapıyor, getirilen kurala uymamayı tek başına sınav güvenliğini tehlikeye düşüren eylem olarak kabul etmiyor. Bu yıl gerçekleştirilen YGS sınavında da, bazı adayların, sınavın 14 dakika öncesinden başlamak üzere, sınavın yapılmasına daha dakikalar var iken, sınav binalarına alınmamasıyla bir yıllık, hatta bir ömürlük emekleri kayboldu.

Eşitlik ilkesine aykırı

Önceki yıllarda, sınav başladıktan sonra gelen adaylar, kendilerine haksız uygulama yapıldığını düşünmez iken, bu yıl sınav başlamadan adayların binalara alınmamaları, adayların kendilerine haksızlık yapıldığı düşüncesine götürdü. Kapıdan çevrilen adayın sınavın başlamasına 15 dakika kala sınavın güvenliğini tehlikeye düşüren bir eyleminin bulunup bulunmadığına yönelik bir tespit bulunmadan bir yıllık emeğinin boşa gitmesi de, sınavın eşitlik ilkesi içinde yapılması amacına uygun düşmüyor.

Sınav sorularının çalınmasını mutlak bir şekilde önleyici tedbirleri almak gerekirken, sınavın başlamasından 15 dakika öncesinde sınav binalarına kabul edilmeme yasağının ve bu amaçla sınav başlamadan yüzlere kapatılan kapıların birçok gencin gelecek kapılarının kapatılması anlamına geldiğini unutmayalım.

ÖSYM’nin bu uygulamasının birçok adayı, sınav güvenliğini tehlikeye sokacak bir durumu olduğu tespit edilmeden sınava girme hakkından yoksun bırakarak yeni mağduriyetler yarattığından, bu uygulamanın yeniden gözden geçirilmesi ve fikrimce sınav güvenliğini tehlikeye sokacak bir davranışı olmayan adayların sınav başlama saatine kadar sınav salonuna alınması gerekirdi. İdarenin bu tür uygulamalarının önceki yıllarda yargıya taşındığı durumlarda yargının yaklaşımının, somut olaya göre uygulanan tedbirin “ölçülülük ilkesi” sınırları içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi şeklinde olduğunu da son kez bir daha vurgulayalım.

*M. Önder Tekin – Yargıç