#10EkimKatliamıDavası ‘nda 2. gün Sanık Yakup Şahin: Polisler “iyi güzel iş olmuş ama bir iki çocuk öldü” diyerek benimle selfie çektirdi.

10 Ekim 2015 günü katledilen 100 insanımızın katilleri hakkında açılan davanın 2. günü bugün (8 Kasım) başladı. Bugün sanıkların ifadeleri alındı.

 

17.30: Sanık Yakup Şahin’in sorgusu tamamlandı. Duruşma yarın sabah saat: 10.00’da devam edecek.

17.20: Müşteki-mağdur avukatlarının sanık Yakup Şahin’e soracağı sorular tamamlandı. Cumhuriyet Savcısı sanık Şahin’e sorularını soruyor.

17.15: Sanık Yakup Şahin Av. Özcan Karakoç’un bu sorusu üzerine cevap vermedi. Sadece “el yazısı bana ait” dedi.

17.10: Av. Yıldız İmrek’in ardından Av. Özcan Karakoç sanık Şahin’e sorularını soruyor:

Av. Özcan Karakoç: İfadende bana hiçbir ifademin örneğini, dosyadan iddianame dışında fotokopi vs. vermediler, dedin. Aynı ifadeden de kod isimlerin aldığı paralardan bahsettin tek tek saydın. Ancak bu paralar iddianamede yazmıyor! Madem elinde iddianame dışında evrak yok, bu kişilerin kaç para aldığını nasıl biliyorsun? İfadeni kim yazdırdı sana?

sorusunu sordu.

16.45: Av. Yıldız İmrek’in neden sürekli Maraş’a gidiyordunuz sorusu üzerine;

Sanık Yakup Şahin: 2 haftada bir dondurma almaya gidiyordum. Ailecek yiyorduk. Maraş’a gel git 35 lira dondurma 15 lira toplam 50 liraya mal oluyordu. Maliyetli değil.

Kullandığım araç örgütün aracı değildir. Parasını ben vermedim. Abim Mahmut annem -babamı götürürsün diyerek parasını verdi ben de aldım. Annemi babamı köye götürürüm diye verdi abim o parayı yoksa vermezdi.

16.20: Av. Kazım Bayraktar’ın ardından Av. Yıldız İmrek sanık Şahin’e sorularını sormaya başlayacak. Yıldız İmrek’in soruları üzerine;

Sanık Yakup Şahin: Birçok dini derneğe ve cemiyete gidip gelmişimdir. Bu dernekler herkes tarafından bilinir. Bunlar milletvekilleriyle de görüşüyorlar, yoksul ailelere yardım ediyorlar.

Esrar kullanıyorum. Kırmızı kuş, kalp gibi haplar.

Kenan ölünce evinin önünde taziye çadırı kuruldu. Öldüğünü Takva Haber sitesinden öğrendim.

Ben Suriye’ye hiç gitmedim. Devet Suriye’ye kimin gittiğini çok iyi biliyor.

 

15.50: Av. Bayraktar sanık Şahin’e dosya içerisinde bulunan ve imzasının bulunduğu iki evrakı göstererek imzanın kendisine ait olup olmadığını sordu. Sanık Şahin imzaların kendisine ait olmadığını beyan etti.

15.40: Mağdur-Müştekilerin avukatlığını yapan “10 Ekim Davası Avukat Komisyonu” adına Av. Kazım Bayraktar sanık Yakup Şahin’e sorularını sormaya başlayacağı sırada, Sanık Şahin: “Çok yorgunum bundan sonraki sorulara cevap vermeyeceğim, eğer yazılı verirseniz cevaplarım” dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı sanığa “öyle bir usul yok, avukatlar sorar sen sorudan sonra bu soruya cevap vermeyeceğim diyebilirsin” dedi. Ardından Av. Bayraktar sorularına başladı.

15.30: Mahkeme başkanının ve sanık avukatlarının sanık Yakup Şahin’e sorduğu sorular tamamlandı. Müşteki- mağdur avukatları sanığa sorularını soracak.

14.55: Mahkeme başkanı Yakup Şahin’e emniyet ifadesi üzerinden sorular soruyor ancak Yakup Şahin ifadesinin tamamını inkar ederek: “onların hepsi yalan, salladım ben emniyette” dedi.

15.05:

Sanık Yakup Şahin: Benim emniyetteki ifadem esnasında polisler bana itirafçılık yap 3-5 yatıp çıkarsın dediler. Ancak çıkmadım. 20 sayfalık bir ifade hazırladım. Bunu okuyunca hakkımdaki gerçekleri anlayacaksınız. Emniyetteki ifademin bir gerçekliği yoktur. Ben evden işe- işten eve giden ailemle yaşayan bir insanım. Eğer benim bir örgüte bir üyeliğim olsaydı MİT’te, Emniyet’te buna dair bir delil olurdu. Benim örgüte üyeliğim iddia edilen tek delil Yunus Durmaz’ın evrakları arasında bulunan benim adımın yanında yazan kod ismi ve bu kod ismine ödenen maaşlardır. sanik-yakup-sahin

Bana senin bir kod ismin var mı dediler. Ben de yok dedim. Onlar bana 3-5 ay yatıp çıkacaksın bu kod isimlerinin (Daniel,köylü ve Kurdi) üstündeki fotoğraf sana benziyor kabul et dediler. Ben de başka çarem yoktu bildiklerimi anlattım. Bir insan nasıl 3 farklı kod ismi kullanabilir. Bu üç farklı kod isim farklı farklı maaşlar almaktadır. Bir insan 3 farklı maaşı nasıl alabilir.

Ben kürt olduğum için bu şekilde bir isnat yapılıyor. Yine bu kod isimlerde bana isnat edilen suçlamalar vardır. Kundi kod ismi ile telefon ile içerden irtibat sağlama görevim var denmiş. Ancak benim telefon numaram bellidir. Eğer iddia edildiği gibi Antep içinde tarassut yapmış isem buna ilişkin delil istiyorum.Buna dair tek bir delil, video,fotoğraf varsa bunları görmek istiyorum.

Dünya alem bilir ki ben kürdüm ve anadilim kürtçedir. Türkçe den daha iyi tükçe konuşurum. Ben uyuşturucu, alkol, sigara kullanan bir insanım. IŞİD denilen örgüt sigaraya dahi karşıdır. Benim gibi bir insanı nasıl aralarına alırlar? Gözaltına alındığımda dahi kanımda uyuşturucu bulunmuştur.

Benim işim iki üç günde bir banka ve maliyecilerin yanına gitmekti. Ben ne bileyim Halil’in IŞİD üyesi olduğunu. Ben ekmeğime bakıyordum. Bu işten sonra ailemi gecekondudan normal daireye taşıdım. Ben Halil’den hiç şüphelenmedim. Dosyada başını almış gidiyor Yunus Durmaz diye. Ben Halil’in yanında çalışıyordum. Yunus Durmaz ile bir bağlantım yoktur. Yunus Durmaz ile hiçbir bağım olmamıştır. Şu da vardır ki benim annem ve babam namaz kılar, ben de islami bir arayış içerisine girdim ancak hiçbir örgütle bağım yoktur.

Ekmeği kovalarken Halil’in beni kandırdığını nereden bileyim. Koskaca Cumhurbaşkanı bile “Allah affetsin kandırılmışız” dedi. Koca Cumhurbaşkanı bile kandırılıyorken ben nasıl kandırılmayayım.

Ankara’ya gelişim meselesine gelince. Patronum Halil Ankara’ya gideceğiz bir iş var dedi. Sonra sen şu arabayla önden gideceksin dedi. Ben niye önden gidiyorum dedim. O da bana arkadaki araçta asker kaçağı bir arkadaşım var sen önden git yakalanmasın dedi. Ben Halil’e telefonum şarjı yok onu şarj edeyim dedim. O da gerek yok ben sana bir telefon vereceğim ondan bana ulaşırsın bir sıkıntı olursa dedi ve bana bir telefon ve 5000 TL para verdi. Yolda giderken Adana civarında çevirme vardı. Tüm araçları durduruyorlardı. Ben de Halil’i aradım çevirme var diye. Halil bana biz geçtik oradan dedi. Ben de nasıl geçtiniz dedim. O da nasıl geçtiysek geçtik. Sen yoluna devam et dedi. Sonra Ankara’ya kadar hiç çevirmeye yakalanmadık.

Yolda defalarca acıktım duralım dedim ancak yok devam edeceğiz dedi. Ankara’ya yakın bir yerde petrolde durduk.  Burada ben Halil’e şarjım bitti ve çok yorgunum dedim. Halil bana senin işin bitti, istediğin otele git yat sonra geri dön dedi. Ben de 5 yıldızlı bir otele gidip kaldım. Sonra akrabam Hakan’ında Ankara’da olduğunu duydum. Onu da alıp arabaya binip geri dönüş yoluna koyulduk. Hatta dönüş yolunda Tuz Gölü’nde durup fotoğraf bile çektirdik. Daha sonrasında Antep’e ulaştık.

Eşyalarımı almak için arabanın arka bagajını açtım ve bir poşet gördüm, poşette el bombaları vardı. Halil’i defalarca aradım ancak ulaşamadım. Sonrasında ne yapacağımı bilemediğim için poşeti eve koydum.

O gece polisler evime gelerek beni gözaltına aldı. Polisler bana “iyi güzel iş olmuş ama bir iki çocuk öldü” diyerek güldüler. Ben ne dediklerini anlamadım. Ben uyuşturucu kullandığım için bundan dolayı geldiklerini düşündüm. Ancak daha sonra Halil’in arabamda unuttuğu veya bilerek bıraktığı el bombalarının olduğu poşet geldi. Gözaltına alındıktan sonra polisler benim üzerimi soyup bana ahlaksızca şeyler yaptılar. Bir ara kendime gelince polislerin benimle selfie çektirdiğini fark ettim.

Sonra bana 4 gün boyunca yemek vermediler. Uyutmadılar. Ben de en son halsiz düşünce tamam siz nasıl istiyorsanız öyle ifade vereceğim dedim. Ardından ifademi aldılar. Bugüne kadar emniyette, savcılıkta, adliyede hiçbir ifademin örneğini bana vermediler. Dosyadan iddianame dışında fotokopi bile alamadım.

Dosyada 10 torba amonyum nitrat aldığım söyleniyor. Doğrudur aldım. Patronum tarlaya sarımsak ektim onlara gübre lazım dedi. Ben de Birecik’e giderek 10 torba gübre(amonyum nitrat) aldım. Polisler bana korkma savcıda bizden tüm suçu Halil’e at dedi. Bir tane polis müdürü beni ailem ve çocuklarımla tehdit etti.

Polisler kendi kendilerini temize çıkarmak için böyle bir kurgu yaptılar. Bu işte böylelikle benim üstüme kaldı. Benim HDP’li yüzlerce arkadaşım var. Neden bu insanların canına kıyarım.

Emniyettekiler bana Deniz Büyükçelebi bir daha Türkiye’ye gelmeyecek dedi. Bunun üzerine bomba işinide Deniz Büyükçelebi’nin üzerine attık. HDP Mersin, Adana bombalamalarını ve Suruç bombalamasını da polis elbirliği ile olmuş gibi anlattırdılar.

Benim söylediğim her şeyi polisler belirledi. Meğer bunlar sorgu taktiği imiş. Emniyetteki sorgum bitince polisler sana avukat tuttuk dediler. Ben de nasıl olur kaç para istiyor ben nasıl karşılayayım onun parasını dedim Onlar da bana parasını biz kendi aramızda toplayıp verdik dediler. Bunun üzerine avukat geldi ancak bana hiçbir şekilde yardımcı olmadı. Bana “burası mahkeme değil, ben senin savunmanı mahkemede yapacağım, pişmanlık yasasından faydalan” dediler.Mahkemeye çıktığımda TEM amiri “korkma ceza almazsın, tutuklanmazsın savcı da hakimde de bizden” dedi.

Hemen hemen on aydır tecrit ediliyorum. Bu sebeple benim aklıma gelenler bunlar. Eğer bir silahlı terör örgütü üyesi olsam bunu duyardınız. Eğer örgüte katılmış olsaydım Halil’in evinde ve deposunda bulunan bomba ve silahlarda parmak izim olurdu.

Ben emniyetteyken yanıma ben polis değilim diyen biri gelmişti. Tutuklandıktan sonra aynı kişi ve yanında bir kişi daha tekrar geldi.

Bütün insanlar öldürmem yetmezmiş gibi Anayasal düzenide yıkmaya çalıştığım iddia ediliyor. Bu iddia komik ve gülünçtür. Ben bir başıma bu düzeni nasıl yıkayım. Gülen cemaatinin tankla tüfekle yıkamadığı Anayasal düzeni ben nasıl yıkayım?

Ankara katliamı benim yapabileceğim bir iş değil. Ben patronumun söyledikleri işleri yaptım. Bunları da ekmek parası için yaptım. Olayda patronuma yıkılmak isteniyor.  Suudi Arabistan’da bile “cezaların şahsiliği ilkesi” var. Benim de bu ilkeden yararlanmam için Suudi Arabistan’da mı yaşamam gerekiyor.

Eğer bu saçma suçlamalardan bana ceza vereceksiniz benim size bu dünyada söyleyecek hiçbir şeyim yoktur.

diyerek savunmasını bitirdi.

14.00: Verilen aranın ardından duruşma  devam ediyor. İtirafçı sanık Yakup Şahin’in sorgusu birazdan başlayacak. Sanık Yakup Şahin ifade verirken diğer sanıklar duruşmada bulunmayacak.

12.30: Mahkeme duruşmaya 14.00’a kadar ara verdi.

12.20: Sanık Yakup Şahin’e Ankara Barosu tarafından CMK müdafii tayini yapıldı. Bu esnada Av. Özcan Karakoç sanıkların birbirlerini duymadan ve görmeden ayrı ayrı sorgulanmasını talep etti. Mahkeme başkanı savcıdan mütalaasını sordu: Savcı mütalaasında katılma taleplerinin tamamının kabulüne ve sadece Sanık Yakup Şahin’in diğer sanıklardan ayrı olarak dinlenilmesine karar verilmesini talep etti.

11.30: Kurum temsilcileri katılma taleplerini sunuyor. KESK, CHP, EMEP, TMMOB, EĞİTİM-SEN, İnşaat İşçileri Sendikası, DİSK,  HDP, İHD, ÇHD, 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, BTS, ÖHD katılma taleplerinde bulundu.

11.25: Mahkeme başkanı “Olayın vahametini, acısını anlıyoruz ancak burada bir yargılama yapıyoruz ve duruşmanın bir düzeni, nizamı var.  Duruşma salonunda kanunen sesli görüntülü kayıt yapması yasak. Buna uyulmasını istiyorum. Katılma taleplerini aldıktan sonra sanık sorgularına başlayacağız, sanık sorguları esnasında lütfen sanıklara, mahkemeye ve avukatlara müdahale etmeyin.” diyerek salondaki ailelere uyarıda bulundu.

11.20: Sanıklardan itirafçı Yakup Şahin’e CMK sisteminden zorunlu müdafi olarak atanan avukat; “Vicdanen ben bu durumu kaldıramıyorum çekiliyorum” diyerek çekildiğini beyan etti. Mahkeme Ankara Barosu’na müzekkere yazılarak; “sanık Yakup Şahin’in avukatının çekilme talebinin değerlendirilmesini ve kabul edilmesi halinde yeni bir müdafii tayin edilmesine” karar verdi. Mahkeme başkanı sanık Yakup Şahin’e avukat atanıncaya kadar kurumların katılma taleplerini alacağını söyledi.

11.00: Sanık, mağdur-müşteki ve avukat yoklaması yapılıyor. Ardından sanık sorguları ile duruşma devam edecek. Gaziantep’te operasyonda ölü geçirilen sanıklardan Mehmet Kadir Cebael’in avukatı davadan çekilmek isteğinin baro tarafından kabul edilmediğini belirtti.

10.30: Tutuklu sanıkların kendilerine mahsus yere geçtiği esnada acılı bir anne “ne istediniz barış ve demokrasi isteyenlerden!” diyerek,  yoğun güvenlik önlemine karşı tepki gösteren bir aile ise “çocuklarımızı koruyamadınız katilleri iyi koruyorsunuz” diyerek tepki gösterdi.

#10EkimKatliamıDavası ‘nda 1. gün: Ölen her arkadaşımız için 100 kez söz veriyoruz hesap soracağız!