10 Ekim Davası’nın 3. grup duruşmasında ikinci gün tamamlandı

10 Ekim Ankara Katliamı’nın davası Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde mağdur-müştekilerin beyanları tamamlandı. Mağdur-müşteki vekilleri taleplerini sundu. Avukatlar; “kamunun kolektif sorumluluğunun ortaya çıkarılması ile gerçek adalet sağlanabilecektir. IŞİD’in Gaziantep’i üst edinmesine olanak sağlayan ilişkiler ağı açığa çıkarılmalıdır” dedi. Duruşma yarına(4 Mayıs) ertelendi.

10 Ekim Davası’nın dün (2 Mayıs) başlayan üçüncü grup duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. Duruşmanın dünkü ilk celsesinde geçtiğimiz haftalarda yakalanıp tutuklanan sanık Hatice Akaltın’ın mağdur-müşteki avukatları tarafından çapraz sorgusu yapılmış ve verilen aranın ardından mağdur-müştekiler beyanlarda bulunmuştu.

10 Ekim Davası’nın 3. grup duruşması’nın ilk günü tamamlandı

Bugün mağdur-müşteki beyanları ile duruşmaya devam edildi. Beyanların ardından mağdur-müşteki vekilleri talep ve beyanlarını sundu.

Davadan dakika dakika gelişmeler:

18.30: Tugay Bek’in beyanlarının tamamlanmasının ardından duruşma yarın(4 Mayıs) 10.00’a ertelendi. Yarın ki duruşmada mağdur-müşteki avukatları beyanlarına devam edecek ardından sanık ve müdafileri savunmalarını yapacak.

18.00: 10 Ekim Davası avukat komitesinden Av. Tugay Bek beyanda bulunuyor.

Av. Tugay Bek: Biz 10 Ekim’den öncede Antep’te bu çetenin örgütlendiğini gördük. Dava açıldıktan sonra da IŞİD’in örgütlenme ilişkileri bir bir ortaya çıkıyor.  Tek tek ele alacak olursak;

  • 17 Mayıs 2015 günü  Adana ve Mersin’de HDP binalarında bombalar patlatıldı. Bu dosyalarda şüpheli olarak yer alan Savaş Yıldız’ın 10 Ekim davasındaki sanıklarla ilişki içerisinde olduğunu biliyoruz. Ancak bakıyorsunuz Adana ve Mersin HDP binalarının bombalanması dosyalarına gizlilik kararı var. Her iki dosyada da bugüne kadar hiçbir gelişme olmamıştır.
  • 5 Haziran 2015 günü HDP Mitingi’nde yapılan patlama olayının failleri yine Antep’ten yola çıkmışlardır.
  • 20 Temmuz 2015 günü Suruç’ta meydana gelen katliam dosyası faillerinin Antep bağlantıları ortaya çıkmıştır. Kamu üzerine düşen görevini yerine getirmemiş, gerekli adımları atmamıştır. Suruç katliam dosyası 10 Ekim Katliamı gerçekleştikten sonra 10 Ekim dosyasında elde edilen delillerle az da olsa oradaki gerçekler ortaya çıkarılmıştır.
  • 20 Ağustos 2016 günü Antep’teki düğün katliamını gerçekleştirenlerin de bu katliam dosyasındaki sanıklarla bağlantısı ortaya çıkmıştır. Eğer 10 Ekim önce veya 10 Ekim’den sonra bu çeteyle mücadele edilseydi Antep’te 40’ı çocuk 56 kişi ölür müydü?

Sanıkların bu olaydaki rollerinin aydınlatılması için gerek 10 Ekim öncesi gerek 10 Ekim sonrası tüm bağlantıların ortaya çıkarılması ve bahsettiğim dosyaların bizim dosyamıza kazandırılması ve bu katillerin birbirleriyle olan bağlantıları ortaya çıkarılmalıdır. IŞİD canlı bomba hücreleri halen faaliyettedir. En son örneğini Antep’teki düğün katliamı dosyasında gördük. Bu katliamların kolluk gerekli soruşturmayı yürütmemiştir.

Geçtiğimiz günlerde aralarında Vali şoförünün de şüpheli olarak yer aldığı kamu görevlileri insan kaçakçılığı suçlamasıyla tutuklandı. Bu basit bir insan kaçakçılığı dosyası değildir. Bu kişiler IŞİD militanlarının sınırdan geçişlerini de sağlamışlar, göz yummuş, aracılık etmişlerdir. Bu kişilerde bu katliamda payı olduğunu düşünüyoruz. Burada olağan bir kolluk hizmeti yoktur. Soruşturma makamları ne yazık ki görevlerini layıkıyla yerine getirmemesinden dolayı sayın mahkeme bu görevi üstlenmeli ve gerçeği ortaya çıkarmalıdır.

Suphi Alpfidan mahkememizde verdiği ifade de katliam ile ilgisi bulunmadığını, polislere bilgi verdiğini, polislerle görüştüğünü, bu örgütün faaliyetleri ile ilgili polislere bilgi verdiğini söyledi ve görüştüğü bir kısım polisin ismini verdi. Bu konuda mahkemenizden Antep emniyetine müzekkere yazılarak bu polislerin açık kimlik bilgilerinin istenilmesini talep ettik. Mahkemenizce bu konuda yazı yazıldı ancak emniyet cevaben belirtilen isimlerde polis memuru olmadığını yazdı. Biz sadece sosyal medyadan ve ihraç edilen polis memurlarının listesine baktığımızda bu polis memurlarının isimlerini gördük. Emniyet açıkça gerçeğe aykırı beyanda bulunmuştur. Bu konuda emniyete yeniden yazı yazılmasını talep ediyoruz.

Bizler bu dosyanın müşteki vekilleri olarak bu dosyanın Hrant Dink katliamı ile benzer olduğunu düşünüyoruz. Dink dosyasında bir tetikçi ve onu tutan kişi vardı en başta. O dönemde kamu görevlileri ile ilgili basında haberler iddialar yer aldı ancak araştırılmadı. Bugün ise Dink cinayetinin Jandarmanın ve emniyet görevlilerinin bilgisi dahilinde gerçekleştiği 10 yıl sonra ortaya çıktı. Biz bu dosyadaki iddialarımızın şimdiden araştırılmasını ve gerçeklerin ortaya çıkarılmasını talep ediyoruz. Aksi halde geç gelen adaletin bu dosyada da acılı ailelere de faydası olmayacaktır.

17.46: 10 Ekim Davası avukat komitesinden Av. Deniz Özbilgin beyanda bulunuyor.

Av. Deniz Özbilgin: Katledilemeyenler neler yaşadı mahkemeye yansımayanları anlatmak istiyoruz. Buradaki müvekkillerimizin cenazelerini almaları, defnetmeleri engellendi. Okullarında, iş yerlerinde durumu protesto eden kamu emekçileri idari soruşturmalara maruz kaldı, açığa alındı, sürgün edildi. Sokaklara çıkıp protesto eylemlerine katılanlar gözaltına alındı, darp edildi, işkenceye uğradı. Avukatlar adliyelerde darp edildi. Üniversiteliler üniversitelerinde darp edildi, engellendi.

Üzerinde sadece “Ankara 10.04” yazan bir pankartı Ankara Cebeci stadyumunda açmak isteyenler gözaltına alındı. Arabayla hastaneye yaralı taşıyanlar hakkında araba çalmaktan dava açıldı. Müfettiş raporunu haberleştiren gazeteciler polislerin kimliklerini ve sorumluluklarını ifşa etmekten gözaltına alındı ve soruşturma hale devam ediyor. Taziye çadırı açan ailelerin çadırına gaz atıldı, yangın çıktı. Kan ihtiyacını gidermek için, kan çağrısı yapan kurum temsilcilerine dava açıldı. İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde 10 Ekim katliamı sonrası “katil Erdoğan” sloganı atan meslektaşlarımıza terör örgütü propagandası yapmaktan dava açıldı.

Sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 10 Ekim günü bir polis aracının camı kırıldığı için soruşturma açmış. 81 ile yazı yazmış, görüntüleri göndermiş ve “bu görüntüleri izleyin sizin ilden mitinge gelen ve polis aracının camına vuran kişi varsa tespit edip bize gönderin” demiş. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bir aracın camının derdine düştüğü kadar bu katliamın faillerinin ortaya çıkarılmasının derdine düşmedi.

Bu dosyada hala tek bir kamu görevlisi yok. Biz emniyetteki görevlileri çok iyi tanıyoruz. Başka miting ve gösteri yürüyüşlerinde nasıl önlemler aldıklarını çok çok iyi biliyoruz. Ama hala tek bir kamu görevlisi ile ilgili soruşturma dahi açtırabilmiş değiliz.

Biz kolektif kamusal bir sorumluluktan bahsediyoruz. İlk celse bunları somutlaştırmaya başlamıştık. Bunları tüm delilleriyle ortaya koyacağız. Müvekkillerimiz şikayetlerini ağır eleştiri olarak dile getirebilirler. Onlar talimatla ifade verebilecekken buraya kalkıp geliyorlar. Biz müvekkillerimizin beyanlarının ve sözlerinin arkasındayız. Onların acısını paylaşıyoruz. Cumhurbaşkanına diktatör veya faşist demek suçsa bu durum mahkemenizde kamusal sorumluluğun yargılanamayacağının ön kabulüdür bizim açımızdan.

17.36: 10 Ekim Davası avukat komitesinden Av. Ziynet Özçelik beyanda bulunuyor.

Av. Ziynet Özçelik: Bugün burada dinlenen tanık beyanları ile geçen celselerde de ortaya çıkan “güvenlik önlemlerinin alınmadığı gerçeği” bir kez daha ortaya çıkmıştır. Daha önceden ihbar bulunmasına rağmen tertip komitesine ihbarlarla ilgili bilgi verilmemiştir. Yine bu süreç içerisinde Suruç ve Diyarbakır katliamları gerçekleşmiş olmasına ve 10 Ekim Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi ile ilgili ihbar olmasına rağmen emniyet hiçbir önlem almamıştır. Emniyet tarafından gelen otobüslerle ilgili önleme araması dahi yapılmamıştır. Bu olayın gerçekleşmesinde bazı karanlık noktalar var. Bu karanlık noktalardan biri emniyetin tedbir almaması hususudur. Bu konunun araştırılması ve sorumluluğu bulunan kişilerin bilgisi bulunan sıfatı ile buraya çağırılmasını ve konunun bilinmeyen kısımları ile ilgili beyanlarının alınmasını talep ediyoruz.

Yunus Emre Alagöz, İlhami Balı, Yunus Durmaz, Deniz Büyükçelebi, Yakup Şahin hakkında katliamdan önce iletişimin dinlenilmesine ilişkin karar var. Bu kişiler katliamdan önce dinlenmiş ama iletişimin dinlenilmesi kapsamında elde edilen kayıtlar dosyaya dahil edilmemiştir. Savcılık tarafından bunlar talep dahi edilmemiştir. Bu anlamda bu kayıtların dosyaya kazandırılmasını talep ediyoruz.

17.35: Dosyaya gelen evrakların okunması tamamlandı. Mağdur-müşteki vekilleri beyanda bulunmaya başlayacak.

14.55: Tanık beyanları tamamlandı. Dosyaya gelen evraklar okunuyor.

14.45: “10 Ekim Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi Tertip Komitesi” başkanı ve KESK Genel Sekreteri Hasan Toprak tanık sıfatıyla dinlenilmek üzere kürsüye geldi.

14.25: TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül tanık sıfatıyla beyanda bulundu.

13.58: Tanık İlhan Yiğit beyanda bulunuyor.

İlhan Yiğit: Miting öncesi tertip komitesi olarak biz emniyetle bir dizi toplantı aldık. Toplantıların ilkinde emniyetteki yetkili bize “toplanma noktasında arama yapacak mısınız?” diye sordu. Yıllardır miting tertip komitelerinde yer alırım ilk defa böyle bir soruyla karşılaştım. Tertip komitesi olarak toplantıda “Biz insanları ne diyerek arayacağız. Böyle bir yetkimiz yok, insanları ne diyerek arayacağız. Arama yetkimiz yok. Sizin bu konuda tedbir almanız gerekir.” dedik.

13.57: KESK MYK üyesi İlhan Yiğit tanık sıfatıyla dinlenilmek üzere kürsüye geldi.

13.46: Savcı tanıkların dinlenilmesini mütalaa etti. Mahkeme tanıkların dinlenilmesi talebini kabul etti.

13.45: 10 Ekim Davası avukat komitesinden Av. Ziynet Özçelik 10 Ekim Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nin tertip komitesinden üç kişinin tanık olarak dinlenilmesi talebinde bulundu.

13.39: Verilen aranın ardından duruşma devam ediyor.

12.02: Duruşmaya 13.30’a kadar ara verildi.

11.55: Müştekilerden Türkan Arpaçay beyanda bulundu.

11.40: Müştekilerden Deniz Beydilli beyanda bulunuyor.

Deniz Beydilli: Hiçbirimiz zengin ailelerin çocuğu değildik ama aydın ailelerin çocuklarıydık. Bize burda parmak sallayan, bizi tehdit edenlerden hiçbirisini düşmanı değiliz. Biz aynı sınıfın insanıyız. Un gibi ezileniz. Şu öndeki sanıklar birer maşadır. Hiç güvenmeyin cumhurbaşkanınıza, başbakanınıza. FETÖ’ye ne oldu? Gel bu hasret bitsin diyorlardı dün. Bugün düşman oldular. Siz kimsiniz ki? (sanıklara hitaben) Siz 400 doların peşine düşmüş, uyuşturucu müptelası, zavallı insanlarsınız. Yoksulların çocukları ölüyordu. Buna dur demek barış istemek için geldik alana…

Biz istedik ki bu ülkenin yoksul çocukları birbirini öldürmesin istedik. Barış buydu.  Barış herkese lazımdı. Barış senin çocuğunun da geleceğiydi. Çocukluğumdan beri bununla mücadele ettim ben.

11.34: Müştekilerden Tülay Korkutan beyanda bulunuyor.

Tülay Korkutan: Bugün 10 Ekim günü güneşe uğurladıklarımız sayesinde buradayız. 1,5 yıldır bunun ağırlıyla yaşıyorum. Bugün sanık sandalyesinde oturanlar, sorumluluklarını ifadelerinde ortaya koydular. 101 güzel insanı güneşe uğurladık ama buraları kan gölüne çevireceğiz, kaosu seçtiniz, 400’ü verin bu iş bitsin diyenleri sorgulamadığımız sürece gerçek adalete ulaşamayız. Veysel Atılgan’ın yeşil gözleri aklıma geliyor onun yeşil gözleri ayakta tutuyor beni. Ben buraları kan gölüne çevireceğiz, kaosu seçtiniz, 400’ü verin bu iş bitsin diyenlerden ve şu sanık sandalyesinde oturan asalaklardan şikayetçiyim.

11.26: Müştekilerden Zekine Kırteke beyan bulunuyor.

Zekine Kırteke: Ben o bize gaz sıkan polisler, askerler ölmesin diye oradaydım. Barış istedik sadece başka bir şey istemedik. 2 yıldır sağlık problemi yaşıyorum. O gün orada sorumlu olan şunlardan (sanıkları işaret ederek) insan diyemiyorum şunlar diyorum şikayetçiyim.

11.25: Müştekilerden Kıymet Doğan şikayetçi olduğunu beyan etti.

11.21: Müştekilerden Aydın Tetik beyanda bulunuyor.

Aydın Tetik: Patlama öncesi etrafta tek bir polis yoktu. Patlama olmadan önce gülüp, eğleniyorduk. Ben fizik tedavi görmek istiyorum ama maddi yönden hiçbir desteğim yoktur. Boynumdan yaralandım. Arkadaşımı kaybettim. Patlama olduktan sonra kafamı kaldırdığımda etrafımda cesetleri gördüm.

11.20: Müştekilerden Osman Erbak Çaylan “Arkadaşımı kaybettim, kendimde hafif şekilde yaralandım. Olayın sorumlularından şikayetçiyim” dedi.

11.18: Müştekileden Kamber Alyüz beyanda bulundu ve şikayetçi olduğunu dile getirdi.

11.15: Müştekilerden Yusuf Güven Arpaçay beyanda bulunuyor.

Yusuf Güven Arpaçay: Hepimiz çok acılıyız. Hem bu dünyada hem Ben kardeşimin öldüğüne inanmak için hergün mezarına gidiyorum ama hala inanamıyorum. Hala bir yerden çıkıp gelecekmiş gibi hissediyorum. Dayanacak gücümüz kalmadı. Bir saniye bile aklımdan çıkmıyor. Sürekli ölümü düşünüyorum. O kadar büyük acılar çekiyoruz ki tarif edemiyorum…

11.11: Müşteki Reyhan Urgancı beyanlarına devam ediyor.

Reyhan Urgancı: Hakkımızı helal etmiyoruz. Hepimizin hayatını mahvettiniz. Öyle kapanmakla ben Allah için yaptım demekle olmuyor. Şeytanınızdan bulun. Bir gün hesap vereceksiniz. Bu işe ayna tutan siz çakallardan ve ve sizlere bu katliamı yaptıran herkesten şikayetçiyim. Size son kez söylüyorum; hakkımızı helal etmiyoruz. Cennette yeriniz yok sizin. Vicdansızlar, merhametsizler.

11.10: Duruşma salonunda sanık Metin Akaltın ve diğer sanıklara tepkiler sürüyor. Mahkeme başkanı sanıkları uyardı. Duruşma devam ediyor.

11.09: Müşteki Reyhan Urgancı sanık Hatice Akaltın’ın beyanları ile ilgili beyanlarda bulunduğu esnada sanık Hatice’nin eşi sanık Metin Akaltın ailelere dönerek parmak salladı ve aileleri tehdit etti.

11.07: Müştekilerden Reyhan Urgancı beyanda bulunuyor.

Reyhan Urgancı: Saat 10.15 geçe kardeşim aradı. En küçük kardeşimizin yoğun bakımda olduğunu söyledi. O bizim bıcırımızdı öyle derdik ona. Hatice dün çocuklarım var dedin. Duygu sömürüsü yaptın. Elinde kan var. Duygu sömürüsü yapma boşuna.

11.02: Müştekilerden Gökçen Dalmaç Kara beyanda bulunuyor.

Gökçen Dalmaç Kara: Ses üyesiyim. Devlet Demiryolları Binasının önündeydim patlama olduğunda. 12 yaşındaki çocuğumda yanımdaydı. Üzeri kana bulanmış insanlar bize doğru koşuyordu. O zaman bir şey olduğunu anladım.

Kardeşim Gökmen’i aradım… ama bulamadım öldüğünü öğrendim. Benim kardeşim 13 aylık evliydi. Öldükten sonra eşinin hamile olduğunu öğrendik. Şimdi 10 aylık bir çocuğu var kardeşimin ama kendisi hayatta değil…

10.55: Müştekilerden Barış Aydemir beyanda bulunuyor.

Barış Aydemir: Hayatımda hiç bir mitinge katılmamıştım. İlk defa bu mitinge katıldım. İsmimi taşıyordu miting ve çok sevinmiştim. Otobüsle geldik. Garın önüne geldiğimizde kahvaltı yaptık sonra yürüyüşe geçmek üzere yürümeye başladık ama sonrasını hatırlamıyorum. Gözümü açtığımda ticari taksideydim. Sonrasını hatırlamıyorum. Başka bir insanın kemiği bacağıma saplanmıştı. Bunlar zaten cezalarını çekecekler, önemli olan bunlara bunu yaptıranların da yargılanması ve ceza almasıdır. Kulaklarım duymuyor hala tedavi görüyorum.

10.49: Müştekilerden Ayla Deniz beyanda bulunuyor.

Ayla Deniz: Kesk/Haber-Sen çalışanıyım. Sabah barış istemek için büyük bir mutlulukla alana gitmek üzere yola çıktık. Yolda ne sivil ne resmi hiç polis yoktu. Alana ulaşınca şehir dışından gelen arkadaşlarla konuştum. Onlarda yolda hiç arama yapılmadığını, şehrin girişinde dahi durdurulmadıklarını söylediler. Beklerken bir ses duyduk. Ses bombası zannettim. Sonrasında ikinci patlama oldu. Yere yıkıldım ikinci patlamadan sonra. Arkadaşlarım paramparça olmuştu.

Tabipler Birliği’nden, Sağlık Emekçileri Sendikası’ndan doktorlar, hemşireler, sağlık çalışanları bizlere yardım etmeye çalışıyordu. Sonra polis sanki bombayı biz patlatmışız gibi üzerimize biber gazı sıktılar, tomalarla su sıktılar. Arkadaşlarımızın yaşama tutunmalarına engel oldular.

İnsanın barış istemesinden daha güzel bir şey olabilir mi? Biz de bunu istedik ve öldürüldük…

10.48: Müştekilerden İsmail Hasta şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini beyan etti.

10.45: Müştekilerden Asiye Deniz beyanda bulunuyor.

Asiye Deniz: Hiçbir zaman unutmayacağız. Nefes alıp verdiğimiz sürece unutmayacağız. Biz hep barış istiyorduk hep barış isteyeceğiz. Sonsuza kadar şikayetçiyim.

10.44: Taraf yoklaması tamamlandı. Mağdur-müştekilerin beyanlarına başlanıyor.

10.15: Mağdur-müşteki, sanık ve avukat yoklaması yapılıyor.